Menüler
Anket
Bizi nereden duydunuz?
Maç Sonuçları
Antep, Gaziantep - Türk Birliği

Antep, Gaziantep

 

Asukköklü’nün Notları

ANTEP, GAZİANTEP  

           Prof. Dr. Fethi GEDİKLİ

 

İlk defa kısa bir süre gittikleri yerlerle ilgili yazı kaleme alanlara gıpta ederim. Gördüklerini, hissettiklerini anlatırlar ve biz de ilgiyle okuruz. Çok sık olmasa da ben de seyahatler ederim. Ama böyle yazılar yazmayı beceremem. Gerçi her zaman kısa veya uzun notlarım vardır ama tamamlanmamış… Tamamlanacak olan, tamamlanmayı bekleyen… Sonra onlar hiçbir zaman tamamlanıp kamunun karşısına çıkamazlar!

Bu kez deneyeceğim!

Dün Gaziantep’e götürecek Kastamonu uçağına binince isminden ötürü acaba yanlış mı bindim, uçak Kastamonu’ya mı gidiyor diye işkillendim. Öte yandan, başımızın üstündeki ekranlardan akan reklam ve yazılara bakınca birden Ortadoğu’ya doğru gittiğimizi farkettim. Gaziantep bugün her zamankinden daha kötü çatışmaların, iç savaşın vukubulduğu Ortadoğunun yanıbaşında çünkü ve biz bunu ekrandaki haritadan çok kuvvetli bir şekilde görüyoruz. Oysa uçak dışındayken Ortadoğu İstanbul’a çok uzak görürüyor.

Pilotumuz Gaziantep’teki hava durumunu yağmurlu ve gökgürültülü diye haber verdi fakat biz indiğimizde pırıl pırıl bir hava vardı. Hafif bir sabah serinliği ile birlikte. Meğer birkaç gündür gece güzel yağmurlar yağıp seher vakti çekiliyormuş!

Halep 50 km. yakınlıkta. Trafik tabelaları Haleb’i gösteriyor; şimdi her gün bombalanarak taş üstünde taş bırakılmayan Haleb’i. Refik Halid’den okumuştum, şöyle bir mani vardı: “Bindim dolaba, indim Haleb’e”. Şimdi genel ağa bakıyorum da Metin And bunu şöyle kaydetmiş:

“İndim Haleb'e, bindim dolaba

Paraları verdim rakı şaraba

Yalelli yalelli yalelli yalelli”

Karagöz oyunlarında Beberuhi’nin söylediği maniymiş.

Herhalde Antep’ten ya da Antakya’dan biniliyordu dolaba. İstanbul’dan bu kadar kolay ve tez inilmiyor Haleb’e çünkü!

Antep’te Hasan Kalyoncu Üniversitesi Hukuk Fakültesine gidiyorum. Üniversite havalimanına çok yakın ama şehrin dışında. Bir yamaca kuruluyor. Yerine yakışmış! Yapılıp tamamlandığında çok güzel bir üniversite yerleşkesi olacak.

Şehirde toplam üç üniversite var; ikisi vakıf, biri devlet üniversitesi.

Bir arkadaşımı görmek için valilik binasına gidiyorum. Valilik binası bana sevimli gelmedi, bu şehre daha güzel bir “hükümet konağı” lazım! Öğle yemeğini sanayisi yanında mutfağı da ünlü Anteb’in eski şehir bölümünde bulunan İmam Çağdaş Kebap evinde yiyorum. Fındık lahmacun, domates soslu kuşbaşı! Ahşap iki katlı geniş bir yeme yeri! Buradan çıkınca karşıda Alaüddevle Camii. Bu Dulkadırlı beyi “ceza kanunmesi”yle de ünlü Alauddevle Bozkurt Bey midir? Sorduğum arkadaş bilmiyor. Şimdi baktım da o imiş. 1515’de öldüğüne göre cami bu tarihten evvel yapılmış. Çarşı içinden geçiyoruz. Bir ara Zincirli Bedesten’i görüyorum. Bir yerde Orhun Abideleri’nin “ikiz”leriyle karşılaşıyorum. Hemen orada bir yerde bir heykeller ağacını da gördüm. Neyi temsil ediyordu bilmiyorum. Beş-on metre yüksekliğinde bir “beton ağac”ın sağında, solunda, üstünte küçük heykeller…

Antep deyince ayrıca akla eski yeni birçok kalem erbabı geliyor: Mütercim Asım, Tıbyan Tefsiri müellifi Ayıntabi, Münif Paşa, Ömer Asım Aksoy, Cemil Cahit Güzelbey, Ülkü Tamer, Onat Kutlar, Mehmet Barlas… Ve Mitat Enç’in ve onun “Uzun Çarşının Uluları” kitabı…

Gene Hasan Kalyoncu Üniversitesi. Bir sınıftayım. Dışarıdan inşaat işçilerinin çıkardığı çeşitli sesler geliyor. Üniversite binaları yapılıyor. Bir öğrenci bu yapılış içinde öğretim olur mu diye sızıldanıyor. Ona aklıma o an gelen Hacı Bayram-ı Veli’nin

“Bugün ben şara vardım

Ol şarı yapılır gördüm

Ben dahi bile yapıldım

Taş ü toprak arasında” dörtlüğünü hatırlatıyorum. Siz de bu yapılış içinde yapılacaksınız; maksut öğrenmekse öğreneceksiniz demek istiyorum.

Akşam havalanına dönüşte  karşıma birdenbire “Kardeş Şehirler Kavşağı” çıkıyor; çok hoş bir düşünceyle şehirlileri, ziyaretçileri bilgilendiriyor. Halep, Kuveyt, Kirmanşah, Ulan Bator bunlardan bir kısmı.

Temas ettiğim kadarıyla insanlar Suriye savaşı sebebiyle huzursuz. Ticaret durmuş, şehirde ev fiyatları fırlamış. Suriye iç savaşını kastederek bir halkın başına gelebilecek en kötü, acı felaket dediğimde birisi bana Suriye’ye birkaç kere gittiğini, bu felaketin onlar için az bile olduğunu söyledi. Neyi kastetti bilmiyorum. Ama ben gene kendi fikrimdeyim.

Gidişte gelişte yolcular içinde bir hayli yabancı vardı. Konuşmalarından Almanlar seçiliyorlardı. Uçaklar dolu. Bunu söylediğim birisi her gün şehre çok sayıda yabancı turist geliyor; Zögma Mozayik Müzesi, Mutfak Müzesi, Cam Müzesi... Görülecek, gezilecek çok yerimiz var dedi. Kâşifini bekleyen bir şehir…

THY dakik. Nevşehir uçağıyla döndük ama bu sefer Nevşehir’e mi diye endişelenmedim. Uçağımız Yeşilköy’e indiğinde, kapıların açılmasını beklerken yerli tınılarla bezeli yumuşacık bir müzik kulağımızı okşuyordu.

10 Ekim 2012

 

SıraBaşlık

İstatistikler
Yazarlar
Halil KURUMAHMUT
Unutulan Karabağ !!!!
Prof.Dr.Fethi GEDİKLİ
Yeni Bir Mevlid Nüshası mı
Kürşat ÖZTÜRK
Türk Dünyası
Milli Hür Düşünce
Yakın Tarihimizde Millet Kavramının Değiştirilmesi
Hava Durumu
Piyasalar
Altın
© Copyright 2016 Halil KURUMAHMUT - Tüm hakları saklıdır.