Menüler
Anket
Bizi nereden duydunuz?
Maç Sonuçları
Urumçi’de Temmuz Ateşi....!!!! - Türk Birliği

Urumçi’de Temmuz Ateşi....!!!!

Asukköklü’nün Notları

 

Urumçi’de Temmuz Ateşi

 

7 Temmuz 2009 Salı günü ajanslara gün ortası düşen bir haberde Doğu Türkistan’ın merkezi Urumçi’de sokağa çıkma yasağı ilan edildiği bildiriliyordu. İlk bilgilere göre, Urumçi hadiseleri geçen ay (Haziran), Çin'in güneyindeki Guandong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında çıkan kavga sırasında, iki Uygur işçinin Han Çinlilerince öldürülmesi üzerine patlak vermişti. Birkaç gün devam eden Urumçi olaylarında çoğu Uygur olan 200’e yakın insan öldü.

Olayın dünya basınına intikal etmesinden bir gün sonra (8 Temmuz 2009 Çarşamba) Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu toplantı halinde bulundukları Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları ile gelişmelerden duyulan kaygıyı paylaştıklarını belirterek şunları söyledi:

 

"Uygurlar bizim kaderleriyle yakından ilgilendiğimiz akraba topluluklarımızdandır. Ayrıca ortada bütün dünyanın ilgilenmesi gereken insani bir durum söz konusudur. Türkiye'nin buna ilgisiz kalması söz konusu değildir. Bizim için Çin ile kurduğumuz yakın dostluk ilişkisi büyük önem taşımaktadır. Uygurların bu dostluk ilişkisi için bir köprü teşkil ettiğine inanıyoruz. Bu bakımdan bölgede sükunetin bir an önce sağlanması ve bu insani duruma müdahale edilmesi için sadece muhataplarımız nezdinde değil, uluslararası kurumlar nezdinde de temaslarda bulunuyoruz."

Davutoğlu, bu kapsamda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Siyasi Komitesiyle temasların gerçekleştirildiğini aktararak, Çin Dışişleri Bakanı başta olmak üzere ABD, İsveç, Fransa gibi ilgili diğer ülkelerle telefon temaslarıyla konunun Türkiye açısından taşıdığı hassasiyeti her defasında gündeme getirmeye devam edeceklerini söyledi. Bakan Davutoğlu, basına yansıyan görüntülerle ilgili olarak, sorumluların bir an önce tespit edilmesinin önemine işaret ederek, şunları kaydetti: "Bu görüntüleri kamu vicdanının ve Türkiye'nin kabul etmesi mümkün değildir. Dostluğuna önem verdiğimiz Çin Halk Cumhuriyeti'nin ve aramızdaki dostluk köprüsü olduğuna inandığımız Uygurların kaderiyle ilgili olarak, bize de söyledikleri şekilde şeffaf bir tutum sergileyerek en kısa zamanda bölgede sükunetin sağlanması için hem kamu düzenini sağlamak hem de oradaki sivil insani durumun düzeltilmesi konusunda gerekli tedbirleri almak konusunda adımlar atacaklarını bekliyoruz." (Star Gazetesi)

*

        Urumçi olayı beni çocukluğuma götürdü: On beş yaşında, Trabzon’un Akçabaat ilçesine bağlı Metinkale Ortaokuluna giderken yolda bulduğum “Bizim Anadolu” gazetesindeki bir ilan üzerine “Doğu Türkistan İnsanlıktan Yardım İstiyor” (Otağ Matbaası, [İstanbul] 1974, 215 s) kitabını istemiş, bir müddet sonra adresime onunla birlikte “Doğu Türkistan Davası” (Otağ Yayınları, İstanbul 1975, 320 s.) adlı başka bir kitap daha gelmişti. Kitapların yazarı da göndereni de Doğu Türkistan Hukümeti sabık genel sekreteri İsa Yusuf Alptekin (d. 1901 - ö. 1995) idi!

        Kitaplara sınıfta heyecanla bakarken okulumuza yeni tayin edilmiş “solcu” matematik öğretmenimiz İ. Hurmacı, bunları görmüş ve kimin olduklarını sormuştu. Benim olduğunu öğrendikten sonra, bunların zararları üzerine sınıfa bir söylev çekmişti. Sonra gidip İdarede olayı anlatmış, okul müdürü de bizi uyarmıştı. Sonradan öğrendiğime göre bazı arkadaşlara benim için “onunla gezmeyin, o zehirlidir, sizi zehirler” diye tenbihte bulunmayı da ihmal etmemişlerdi. Bir gün şu veya bu sebeple okula gitmesem “Domuz, Türkistan’a mı gitti?” diye alaylı göndermelerde bulunurdu gıyabımda hocalarım!

        Bunu İsa Yusuf Alptekin’in davasını hangi ortamda ne güçlükler içinde anlatmak zorunda kaldığını belirtmek ve iyi niyetli, vatansever öğretmenlerimizin meseleden ne kadar bihaber olduklarını göstermek için anlatıyorum. Doğu Türkistan Türklerinin akrabalarının okumuşları, kardeşlerinin varlığı ve sorunu hakkında bu kadar bigane ise “insanlıktan” nasıl yardım umabilirlerdi?

        İşte İsa Yusuf Alptekin’in yıllarca Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaya çalıştığı Doğu Türkistan’da (“Sincan=Yeni Toprak!”da), 5 Temmuz 2009 günü Uygurlar bir kere daha büyük bir acıya boğuldular. Türkiye, bu sefer hükümeti, yazılı ve görsel basını ve halkıyla Uygur kardeşlerinin acılarına ortak oldu. Çeşitli eylemlerle bu müessif hadiseleri kınadı.

        *

        Uygurlar öteden beri milletimizin barışçı ve medeniyet üreten bir büyük koludur. Daha X. asırda sanat, edebiyat, felsefe ve hukukta çok ileri bir medeniyet yaratmayı başarmışlardı. Dilimizdeki uygar ve uygarlık sözünün de Uygur ve Uygurluka gönderme yapılarak türetildiğini burada hatırlamanın yeridir.

        Uygurlar umum Türk medeniyetinin ebedi yaşayacak abidelerini yarattılar.  Balasagunlu Yusuf Has Hacib’in Kutadgubiliki, Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati’t-türkü olmasa kültürümüz ne kadar eksik kalırdı, bir düşünün! Böylece Kaşgar medeniyetimizin başkentlerinden biri olmuştur! Uygurlar kâğıttan ve matbaadan ilk olarak istifade eden Türk halkıdır. Soğd kökenli olan lakin Uygurların kullanmasından büyük bir yaygınlık kazanan ve Uygur alfabesi diye tanınan alfabeyle sayısız eser kaleme alınmıştır. Hatta Müslüman olduktan sonra Türkler arasında yaygın olarak Arap alfabesi kullanılmış olmasına rağmen, Uygur yazısından da tamamen vazgeçilmemiş Türkistan’da, Kırım’da Türkler ve Moğollar arasında bu alfabe yirminci yüzyıla dek yaşatılmıştır.

        *     

Biz Çin’i, insan haklarına uymaya, siyasi suçlara verdiği idam cezasını kaldırmaya, Uygurların ve Çin Halk Cumhuriyeti içinde bulunan diğer halkların kültürlerini geliştirmeleri için uygun ortamı temin etmeye çağırıyoruz. The Pew Forum on Religion And Public Life raporlarına göre Çin dünyada dinî özgürlükleri kısıtlayan ülkelerin en başında gelmektedir. Bu yolda da Çin hükumetinin atması gereken birçok adım vardır. Arzumuz çok insanidir: Uygur Özerk Bölgesindeki insanlar ölmesin, barış içinde yaşasın ve kültürlerini geliştirebilsinler, dinî inanışlarının gereklerini yerine getirebilsinler ve geleceklerini güvenlik içinde kursunlar.

        Bu sayımızda Uygurların maruz kaldığı bu elim hadiselere atıf yaparak ünlü Türkiyatçı Gunnar Jarring’in Doğu Türkistan’la ilgili bir makalesiyle birlikte “Doğu Türkistan’da İnsan Hakları İhlalleri” adlı bir kitabı da tanıtmayı uygun bulduk. Kapağımızı da bu sebeple Uygurlara ait bir esere tahsis ettik.

 

Fethi GEDİKLİ

 

(Bu yazı YOM Türk Dünyası Kültür Dergisi, Yaz 2009, sayı. 15, s. 5-7 arasında yayınlanmıştır. Neredeyse tam 4 yıl sonra Doğu Türkistan’da yeniden Çin güvenlik güçlerinin Uygurlara saldırıp Urumçi ve Hoten’de yüzlercesini katletmesi üzerine yeniden neşri uygun görüldü.) 

 

 

SıraBaşlık

İstatistikler
Yazarlar
Halil KURUMAHMUT
LİBYA GERÇEĞİ....
Prof.Dr.Fethi GEDİKLİ
ZÜHDΒNİN ŞEYHİNE YAKTIĞI AĞIT
Kürşat ÖZTÜRK
Türk Dünyası
Milli Hür Düşünce
Yakın Tarihimizde Millet Kavramının Değiştirilmesi
Hava Durumu
Piyasalar
Altın
© Copyright 2016 Halil KURUMAHMUT - Tüm hakları saklıdır.