Anasayfan Yap    Favorilerine Ekle    E-Posta    Tavsiye Et    İletişim 
Bugün : 26 Ekim 2014   
 
 
Türk Birliği Net

 

Ana Sayfa

Dosyalar

Yazılar

Haberler

Resim Galerisi

Konuk Defteri

Üyeler

Duyurular
 

Google'da Ara
Menü
Ana Menü
    Anasayfa
    Turk Devletleri
    Türk Toplulukları
    Dosyalar
    Turk Büyükleri
    Şiirler
    Haberler
    Resim Galerisi
    Makale ve Yazılar
    Videolar
    Konuk Defteri
    Forum
    Üyeler
    Duyurular

Bağlantılar
    Linkler
Hava Durumu

İstatistikler
Üyeler
Son üyemiz : selimapak
Bugün : 0
Dün : 0
Onay bekleyen : -1
Banlanmışlar : -1
Kayıtlı üye : 248

Kimler Bağlı
 Bağlı üye yok..
Sitede aktif
Üye : 0
Misafir : 3
Toplam : 3
IP No : 54.166.111.111
Site sayacı
Bugün Tekil : 586
Bugün Çoğul : 586
Bugün Toplam : 1172
----------------
Dün Tekil : 2970
Dün Çoğul : 2970
Dün Toplam : 5940
----------------
Genel Tekil : 2560761
Genel Çoğul : 2567581
Genel Toplam : 5128342
Anket
İnterneti daha çok hangi amaçla kullanıyorsunuz?
İşim gereği. (11 %)
Bilgi edinme. (59 %)
İletişim. (7 %)
Boş vakitleri değerlendirme. (21 %)
320 - Katılım
( Sonuçlar )
Takvim
« Eyl Ekim
Pz Sl Çs Cm Ct Pa
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
Saat
Kayan Yazı
Türk Birliği Net'de sizler için hazırladığımız pek çok yararlı dokumanı bulabileceğinizi umuyoruz.
İyiki Doğdunuz

Bugün Doğan yok!
Kitaplık

» Hüseyin Câvid Kimdir

Hüseyin Câvid

(Nahcıvan, 24 Ekim 1882 - İrkutsk/Rusya, 5 Aralık 1941)

     XX yy. Azerbaycan Edebiyatı'nda büyük ro-mantik şair, dram yazarı ve inançlı bir Türkçü-milliyetçi olarak tanınır. Hüseyin Câvid Resizâde 24 Ekim 1882'de Nahçıvan'da doğdu. Câvid evvelce mollahanede okumuş, sonra büyük kardeşi Abdulla'dan Arap ve Fars dillerini öğrenmişti. Bunun ardından Mirze Mehemmedtağı Sidkî'nin, 1895'te Nahçıvan'da açtığı "Mekteb-i Terbiye"nin ilk öyrencilerinden olmuştu. Eğitimini ta-mamlamak isteyen Câvid, 1902'de Güney Azer-baycan'ın kültür merkezi olan Tebriz'e gitmiş, burada tarih, Edebiyat ve Şark felsefesi hakkında bilgiler elde etmeye çaba göstermişti. Ama bir yandan Tebriz medreselerindeki tahsil sistemi hoşuna gitmediğinden, öbür taraftan ise dünyevî eğitim almak istediğinden, 1905'te Tebriz'i terkederek İs-tanbul'a gelmiş, burada şair ve yazarlarla, gazeteciler ve politika adamlarıyla tanışmış, serbest dinleyici olarak İstanbul Darülfünûn'un Edebiyat Fakültesinin çalışmalarına katılmıştır. O dönemdeki İstanbul edebî muhiti ile sıkı ilişkiler kurmuş, Tevfik Fikret'le tanışmış, Rıza Tevfik'ten fel-sefe ve Edebiyat dersleri almıştı. İlk şiirlerini henüz Tebriz'deyken, eski Divan Edebiyatının etkisi altında Fars dilinde yazmıştı. Lakin kısa zamanda XX. yy.da Divan şiiriyle bir başarı elde edemeyeceğini anlamış ve Azerî Türkçesi ile, hem biçim, hem de konu açısından çağdaş şiirler yaz-maya başlamıştı.

     1910'da tahsilini tamamladıktan sonra, İs-tanbul'dan Nahçıvan'a döndü. Bir süre burada ya-şadıktan sonra Tiflis'e giderek şehirdeki Azerî mektebinde öğretmen olarak çalıştı. 1910-1917 yılları arası öğretmenlik faaliyetini Tiflis, Gence ve Baku şehirlerinde sürdürdü. 1910'da ilk dram eseri olan "Ana" piyesini yazdı. 1912'de Bakü'de ilk şiirler kitabı yayınlandı. Bu kitapla Câvid, XX. yy. Azerbaycan şiirine yenilikçi ve orijinal bir şair sıfatıyla dahil oldu.

     1918'de Bakü'de olan Câvid, burada Ermeni katliamının bütün dehşetlerini yaşamış, onun kendi hayatı da ciddi bir tehlikeye girmişti. Bir mucize sonucu kurtulmuş ve kurtarıcı olarak şehre giren Âzerî-Türk askerî birliklerini büyük şükranlarla karşılamıştı. Bu devirden başlayarak hayatı Bakü'de geçmişti. Câvid, evvelce orta okullarda, daha sonra ise Baku Darülmüellimatı'nda Edebiyat öğretmenliği yapmıştı. Bu faaliyet, tutuklandığı 1937'ye kadar devam etmişti. 1926'da şair gözlerini tedavi ettirmek için altı aylık bir sü-reyle Paris'te ve Berlin'de kalmıştı. Avrupa gezisi onun pek çok yeni eserine konu yönünden kaynaklık etmiştir.

     Azerbaycan'daki Bolşevik işgalinin gerçekleştiği 1920'de Câvid, artık kendi konusunu, üslûbunu, Edebiyat yolunu bulmuş bir şair ve dram yazarıydı. Ayrıca o, kendi inancından, tapındığı hakikatlerden kolaylıkla yüz çeviren iradesizlerden değildi. Câvid'in 1920'ye kadar yazdığı "Ana", "Maral", "Şeyh Senan", "Şeyda", "Uçurum" gibi dram eserleri, bu arada alevli, ihtiraslı ve düşündürücü şiirleri onu Ede-biyatseverlere ve genellikle, Azerî Türklüğüne, bir milliyyetçi ve Türkçü yazar olarak tanıtmıştı. Câvid için sanatkârın özgürlüğü, onun konu seçimindeki hürriyeti her şeyden üstündü ve bu açıdan da Bolşeviklerin iktidara geldikleri günden itibaren Edebiyatı kontrol altında tutmaya çalışmaları, onu kendi ideolojilerinin hizmetinde görmek istemeleri Câvid'in ciddî bir tepkisi ile karşılaşmıştı. 1920'den evvel olduğu gibi, Sovyet re-jimi döneminde de o, yalnız kendi sevdiği ve seçtiği konularda eserler yazmıştı. Yirminci yıllarda yazdığı "Peygember", "Topal Teymur" dramları, bu arada el yazmaları, KGB arşivlerinde mahvedilen, yahud da gizletilen "Atilla", "Cingiz Han" gibi dramlar, onun bir şair ve düşünür olarak hangi problemlerle ilgilendiğini, Türk dünyasının büyük ve şanlı tarihini, bu tarihden her zaman uzakta tutulmuş Âzerîlere anlatmak niyetinde olduğunu göstermektedir.

     1937'de Stalin'in "büyük terroru" başladığında Câvid en başta tutuklananlar arasındaydı. Hayatının birkaç yılını Türkiye'de geçirdiğinden, onu Türk casusluğuyla, pantürkizm ve panturanizmle suçladılar. Sovyet ceza makinesinin bütün dehşetlerini yaşasa da, Câvid ona karşı ileri sürülen iddiaların hiç birini kabul etmedi. İnsanları birbirinin eliyle mahveden ikiyüzlü Sovyet savcılarına hiç kimsenin adını vermedi. Suçsuz şaire sekiz yıl hapis cezası verdiler ve 1938'de cezasını çekmek için onu dünyanın altıda birini kapsayan Sovyetler Birliği'nin bir ucundan öbür ucuna ''Magadan''a gönderdiler. Burası eskiden Rusya'nın büyük cezaeviydi. Sıfırın altında elli derece soğuk, ulaşım zorluğu, ebedî buzluklar ve geçilmez tayga ormanları buraya gelenler için dönüşü imkansız kılardı. Câvid, 1940'da Magadan'dan başka bir sovyet tutsak kampına ''Irkutska'' sevkedildi. Hassas, ince ruhlu şair burada, neredeyse bütün hayatını cezaevlerinde geçiren tutsaklar arasında kendini cehennemdeki gibi hissediyordu. Bir mucize sayesinde uzak İr-kutsk ve Magadan'dan Azerbaycan'a gelib çatan ve şairin hayatının son yıllarını anlatan mektupları onun cezaevlerinde karşılaştığı dehşetleri göstermeye yetmektedir. Câvid 5 Aralık 1941'de İr-kutsk vilayeti Tayşet bölgesinin cezaevi hastanesinde vefat etmiş ve Tayşet köyü yakınlarındaki tutsak mezarlığında adsız bir mezarda defnolunmuştur.

     Uzun yıllar boyu Azerbaycan'da Câvid'in hayatının son dönemi hakkında hiç bir bilgi yoktu. Edebiyat tarihlerinde, bu arada şairin hayatı ve edebî kişiliği ile ilgili kaynaklarda onun 1944 de öldüğü bildirildi. Ama 1981'de, Câvid'in doğumunun 100. yıl kutlamaları genişletildiği zaman, KGB arşivlerinden alman bilgiler onun ne zaman öldüğünü ve nerede defnolunduğunu ortaya çı-karmaya imkan yerdi. 1982'de Câvid'in cenazesi, uzak ve soğuk İrkutsk'dan vatanına getirildi ve Nahçıvan'da büyük törenlerle toprağa verildi.

     Hüseyn Câvid, Azerbaycan Edebiyatı tarihinde bir şair ve dram yazarı olarak meşhurdur. Dram eserlerinin ekseriyetini şiirle yazmış, şairlik istidadını ve başarısını bu alanda göstermiştir. Câvid lirik ve romantik bir şairdi. O, dünyaya ve insanlara güzellik ölçüsü ile bakar, güzel olanı kâmil, olgun olarak kabul ederdi. Câvid'in "Menim tanrım güzellikdir, sevgidir" inancı, onu insan güzelliğinin, manevî güzelliğin, kalp ve fikir güzelliğinin dünyayı olumsuzluklardan, kötülüklerden kurtaracağı düşüncesine getirib çıkarmıştı. Câvid'in birinci dünya savaşma kadar yazdığı şiirlerde aşk önemli yer tutar. "Mehebbetdir yegâne din" diyen şair, sonraki eserlerinde de, insan sevgisinin dünyayı değiştirmek, hayatı daha yaşanılır bir hale getirmek kuvvetine malik olduğuna inanmıştı. Lâkin dehşetli savaş, bunun ardınca kanlı Ermeni katliamları, evini, yurdunu terketmek zorunda kalan binlerce insanm acı ve kederli talihi, Bolşevik devriminin getirdiği huzursuzluklar ve manevî değerlerin kaybolması, tedricen Câvid'de bir bedbinlik, umutsuzluk ve güvensizlik yaratmıştı. Bu yüzden de Câvid, kendisini düşündüren suallere, tarihin sehifelerinde cevab aramayı tercih etmiş, 1920 den sonra yazdığı eserlerde, tarihi konulara sıkı şekilde sarılmıştır. Tarihi konulara ilgi, ona bir taraftan kendini düşündüren suallara cevap aramak imkanı verirken, öbür taraftan da onu yeni, çağdaş hayatla ilgili konularda eserler yazmak azabından kurtarıyordu. Câvid'den ise böyle eserler istiyorlardı. XX yy. Azerbaycan Edebiyatının en çok tanınan ve sevilen temsilcilerinden birinin susması, Bolşevik tenkitçilerden birinin yazdığı gibi, "Bolşevik trenine oturmak istememesi", onların canını sıkıyordu. Bu sebeple de 1920 sonrası, Câvid'in yazdığı her bir yeni eser mikroskop altında incelenir, çoğu zaman bu eserlerdeki bedii düşünce ve sonuçlardan yazarı politik açıdan suçlama aracı olarak istifade edilirdi. Ama bütün takib ve sıkıntılara rağmen Câvid, 1920-1937 arası yazdığı eserlerde de ideal ve inançlarına sadakatini korumuştu. Onun bu dönemde yazdığı "Topal Teymur", "Peygember", "Siyavuş", "Knyaz", "Heyyam" dramları, "Âzer" manzum romanı ve birçok şiiri Edebiyatseverlerin büyük ilgisini çeken, Azerbaycan Edebiyatını Bol-şevik propogandası haricinde tutan değerli sanat örnekleriydi.

     Bugün Cavid Azerbaycan Kültürü ve Edebiyatı tarihinde öz yerini yeni bulmaya başlamıştır. Câvid'in Türklük duygularının büyüklüğü ve kutsallığı, onun Türk dünyasının geleceği ile bağlı fikirlerin ilerigörüşlülüğü bugün bütün gerçekliği ve ciddiliği ile ortaya çıkmaktadır.

     Eserleri: Ana, Tiflis, 1913; Keçmiş Günler, Tiflis, 1913; Bahar Şebnemleri, Tiflis, 1914; Maral, Bakı, 1917; Şeyda, Bakı, 1917; Şeyx Se'nan, Bakı, 1917; Edebiyat Dereleri (Abdulla Şaiq'le birlikte), Bakı, 1919; Peygember, Bakı, 1922, 1926; Şeyx Se'nan, Bakı, 1926; Uçurum, Bakı, 1926; Topal Teymur, Bakı, 1926; İblis, Bakı, 1927; Siyavuş, Bakı, 1935; Seçilmiş Eserleri, Bakı, 1958; Piyesler, Bakı, 1963; Seçilmiş Eserleri, 3 cildde, c. I-III, Bakı, 1968-1971; Seçilmiş Eserleri, 4 cildde, c.I-IV, Bakı, 1982-1984.

     Kaynakça: Azerbaycan Edebiyatı Tarixi, c.II, Bakı, 1960, s.859-886; Cefer Ceferov. Azerbaycan Dramteatrı, Bakı, 1959; Memmed Cefer. Hüseyn Cavid, Bakı, 1960; Memmed Cefer. Azerbaycan Edebiyatında Romantizm, Bakı 1963; Ali Sultanlı, Azerbaycan Dramaturgiyasının İnkişaf Tarixinden, Bakı, 1964; Yaşar Qarayev. Facie ve Qeh-reman, Bakı, 1965; Ebülfez İbadoğlu, Hüseyn Cavid'in "İblis" Faciesi, Bakı, 1969; Mes'ud Ali-oğlu. HüseynCavid'in Romantizmi, Bakı, 1975; Müşkünaz Cavid. Hüseyn Cavid'i Xatırlarken, Bakı, 1976; Zahid Ekbreov. Hüseyn Cavid'in "Şeyx Se'nan" Faciesi, Bakı, 1918; Refik Zeka, Hü-seyn Cavit Seneti, Bakı, 1981; Cavid'i Xatırlarken Meqaleler ve Xatireler Mecmuesi. Tertib edeni Turan Çavid. Bakı, 1982; Ejder İsmayılov. Dünya Romantizminin En'aneleri ve Hüseyn Cavid, Bakı, 1983; Eziz Şerif. Keçmiş Günlerden, Bakı, 1977; T.Efendiyev. Hüseyn Cavid'in İdiyalar Alemi, Bakı, 1986; Kamran Eliyev. Azerbaycan Romantiklerinin Edebi-Estetik Görüşleri, Bakı, 1986; Veli Osmanlı. Azerbaycan Romantikleri, Bakı, 1986; Mes'ud Alioğlu. Hüseyn Cavid. Eserlerine Müqeddime, Hüseyn Cavid, Seçilmiş Eserleri, 3 cildde, c.I, Bakı, 1968, s.3-24; Memmed Cefer. Hüseynn Cavid (Rus, İngiliz, Alman, Fran-sız dillerinde), Bakı, 1982; Yaşar Çjarayev. Hüseyn Cavid, Bakı, 1982 (Rus dilinde).

Kaynak: www.kygm.gov.tr/


 Yazan : adminturkbirligi | Okunma : 3075 | Yorum ( 0 ) | Oy:  | Bu içeriğe oy verin

Üyelik
Kullanıcı Adı :
 
Şifre :
 
Güvenlik :
 
Hatırla :
 
   

» Yeni Kayıt !
» Şifremi Unuttum !
Yazarlar
Halil KURUMAHMUT

ORTADOĞU SATRANCI VE KURTLAR SOFRASI...!!!
KARABAĞ'DA SON ÇEYREK...!!!!!!
RUSYA'NIN İÇERİSİNE ÇEKİLDİĞİ BÜYÜK OYUN...!!!!!
UKRAYNA KRİZİ'NİN PERDE ARKASI VE ABD İLE AB'NİN RUSYA İLE GİZLİ SAVAŞI
SONUN SAVAŞI
RUSYA'NIN KRONİK PARANOYASI VE PARÇALANMA İHTİMALİ...!!!!
AB İLE ERMENİSTAN'IN ARASINA RUS HANÇERİ....!!!!
KAFKASYA'DA İLGİNÇ İTTİFAKLAR...!!!
KARABAĞ GÖLGESİNDEKİ TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ
RUSYA-İRAN VE ERMENİSTAN ÜÇGENİ

Tüm Yazıları

Prof.Dr. Fethi GEDİKLİ

KAHİRE MEKTUBU II
EREĞLİLİ İBRAHİM KONYALI'NIN MANZUMELERİ
KAHİRE MEKTUBU
3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜNÜ ANMAK İÇİN 41 YIL EVVEL BASILAN BİR BİLDİRİ
MİLLİ ŞAİRİMİZ VE ''ARTIK GÜLSÜN''ADLI İSYAN ŞİİRİ
İTALYAN TÜRKOLOG LUİGİ BONELLİ VE OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİNİN ESASLARI
NİGAR HİYAVİ VE URMU GÖLÜNE AĞIT.......
URUMÇİ'DE TEMMUZ ATEŞİ..!!!!
KUYRUKLU YAZI
TURAN ŞAİRİ ERGEŞ UÇKUN

Tüm Yazıları

Dr. Abdülhamit AVŞAR

DOĞU TÜRKİSTAN
Sarı Uygurlar

Tüm Yazıları

Millî Hür  Düşünce

“ŞARK MESELEMİZ” NASIL ÇÖZÜLÜR?
İMPARATORLUKLAR DEVRİ BİTMEDİ
BÜYÜK MİLLETİN MİLLİYETÇİLİĞİ NASIL OLUR?
YAKIN TARİHİMİZDE MİLLET KAVRAMININ DEĞİŞTİRİLMESİ
TÜRK OLDUĞUNA İNANAN TÜRKTÜR

Tüm Yazıları

Veli HÜSEYİNOV

İNŞALLAH
TÜRKOĞLU
TÜRKOĞLU
GELECEĞE ÜMİD
AZERBAYCAN
VATAN SEVGİSİ......
BİLMİREM
VAXTIDIR
DEYİŞMEREM
HAŞİYE......

Tüm Yazıları

Rasül ATAK

İslam'da Şehid ve Şahadet
İslamda Vatan Sevgisi
İslam'da İlim
Güzel Ahlak
İlk Emir
Kur'an'ı Anlamak
Dini Bilinç

Tüm Yazıları

Rauf ALİYEV

NAHÇIVAN'IN ÖZERKLİĞİ
RUS KATLİAMI 20 YANVAR 1990(20 OCAK 1990)
YİRMİNCİ YÜZYILIN EN KORKUNÇ TRAJEDİSİ HOCALI......!!!!!!!

Tüm Yazıları

Hüseyin CAVİT BEY

ANADOLU
SEVİNME, GÜLME KUZUM!
Şarg Kadını
Şeyh Sinan
Birzamanlar
Niçin
Görmedim
Kaçkın
Mazlum Halim
Hüseyin Câvid Kimdir

Tüm Yazıları

Ahmed CEVAD

TÜRK BAYRAĞI
Şehid Cevad !!!!!
Üstad Cevad
Susmaram
Kahraman TÜRKOĞLU
Türk Yurdu
Çırpınırdı Karadeniz

Tüm Yazıları

Mübariz GÖYÜŞLÜ

KLASİKLERİN MABUATA MÜNASEBETLERİ
KLASİKLERİMİZİN MATBUATA MÜNASEBETLERİ
AZERBAYCAN GENÇLİĞİ'NDE VATANSEVERLİK...
RUSYA'NIN YENİ SİYASETİ....!!!!!
İSLAM DÜNYASI İÇİN BİRLİK MODELİ
ERMENİSTAN-KÜRDİSTAN-İSRAİL İDEYASINA KARŞI,TÜRKİYE-AZERBAYCAN-İRAN İDEYASI
AZERBAYCAN-TÜRKİYE VE İRAN TÜRKLERİ'NİN BİRLİK İDEASI....
Azərbaycanın müasir durumu

Tüm Yazıları

2007 © Copyright Halil Kurumahmut
ATAK TASARIM